Son dakika ve doğru haberin adresi.

Bürümcekçi’nin Not Defterinden

18 min read

2 Mart 2021

ÖZET

– Lokanta ve kafeler çok yüksek riskli iller dışında faaliyetini 07.00-19.00 arasında yüzde 50 kapasiteyle sürdürebilecek.

– Analiz: Merkez’in toplam rezervleri ve net rezervleri altın değerlemesindeki düşüşe rağmen 1.2 ve 1.8 milyar dolar ile belirgin yükseldi. Bunda ise Hazine borçlanması ve swap artışı etkili oldu.

– İTO fiyat endeksi Şubat ayında %1.48 artış gösterdi. Yıllık artış %15.5’e ulaştı.

– Türkiye imalat PMI endeksi Şubat ayında 51.7’ye geriledi ama eşik değerin üzerinde kaldı.

– Analiz: Elektrik tüketimi ve ihracatın Şubat ayı sonundaki görünümü.

– Milli gelir son çeyrekte %5.9 ve yılın tamamında %1.8 artış gösterdi. Dolar bazında milli gelir ve kişi başı ise 717 milyar dolar ve 8599 dolara geriledi.

– Bloomberg HT Tüketici Güven Endeksi Şubat ayında %4.9 azalarak 69,03 değerine indi.

– Küresel imalat PMI endeksi Şubat ayında 53.9 seviyesine yükseldi.

– Euro Bölgesi enflasyon göstergesi HICP endeksinin Şubat’ta yıllık %1.0 artışa çıkması bekleniyor.

İllerin risk sınıflamasına göre normalleşme adımları açıklandı

Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, son 24 saatte Kovid-19 yeni vaka sayısı 9 bin 891, hasta sayısı 646, ölüm sayısı 69, toplam vaka sayısı 2 milyon 711 bin, toplam can kaybı 28 bin 638 kişi oldu. Yeni vaka sayısı, hasta sayısı ve ölüm sayısı düne göre yükseldi. Buna ek olarak, yeni vaka sayısının ölümler açısından öncü gösterge olduğu düşünüldüğünde son 14 günlük ortalamasının 8 bin 382 ile yükselişini sürdürmesi olumsuz bir gelişme oldu. Öte yandan, hasta başına ölüm sayısı %4.1 ile değişmezken, yapılan test sayısının belirgin artmasına paralel test başına hasta sayısı %0.5 ile geriledi. Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı hastalarda zatüre oranı %3.6 ile düşerken, ağır hasta sayısı 1215 ile artış gösterdi. 

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vaka sayısı dünya genelinde ise dün 114 milyon 936 bini aştı. En çok vaka görülen ülke 29 milyon 297 bin ile ABD olurken, onu 11 milyon 122 bin ile Hindistan, 10 milyon 587 bin ile Brezilya, 4 milyon 257 bin ile Rusya, 4 milyon 182 bin ile İngiltere ve 3 milyon 760 bin ile Fransa izledi. Salgın nedeniyle de dünya genelinde 2 milyon 548 bin kişi hayatını kaybetmiş durumda. Böylece, Türkiye yeni vaka sayısında dünyada altıncı sıraya yükselirken, toplam vaka sayısında dokuzuncu sırayı ve ölüm sayısında ise onsekizinci sırayı korudu. Aşılamada ise 8 milyon 899 bin doz geçildi, bunun 1 milyon 852 binlik kısmını ise ikinci doz uygulaması oluşturdu. Öte yandan, illere göre 100 bin nüfüsa düşen haftalık vaka sayıları da güncellendi. İstanbul’da önceki hafta 68.23 olan bu sayı 89.90’a yükselirken, Ankara’da 35.39’dan 39.84’e, İzmir’de ise 42.67’den 53.42’ye çıktı. İstanbul’un son haftada belirgin artışla yüksek riskli iller sınıfı alt sınırına (100 binde 100 vaka) yaklaşması dikkat çekiyor. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünden itibaren yeni normalleşme sürecinin başlayacağını açıkladı.

– Buna göre, bütün ülkede süren akşam 21.00 ile sabah 05.00 arasındaki sokağa çıkma sınırlaması sürecek. Sokağa çıkma kısıtlaması, düşük ve orta riskli illerde tamamen, yüksek ve çok yüksek riskli illerde bir müddet daha pazar günü devam edecek. Hafta sonu sokağa çıkma kısıtlaması yüksek ve çok yüksek riskli illerde bir müddet daha pazar günü devam edecek.

– Okullar, Türkiye genelindeki tüm okul öncesi eğitim kurumlarında, ilkokullarda, 8. ve 12. sınıflarda eğitim-öğretime açılacak. Düşük ve orta riskli illerde ilaveten ortaokullar ve liseler dahil diğer kademelerde eğitim-öğretime başlanacak. Yüksek ve çok yüksek riskli illerimizde genel uygulamanın dışında sadece liselerdeki yüz yüze sınavlar yapılacak.

– Restoran, lokanta, kafeterya gibi yerler çok yüksek riskli iller dışında faaliyetini 07.00-19.00 arasında yüzde 50 kapasiteyle sürdürebilecek.

– Kamunun çalışma saatleri tüm Türkiye’de normale döndürülecek, ihtiyaç halinde valilikler farklı düzenlemeler yapabilecek.

– Nikah ve nikah merasimi şeklindeki düğünler, düşük ve orta riskli illerimizde 100 kişiyi, yüksek ve çok riskli bölgelerde 50 kişiyi geçmemek ve 1 saati aşmamak kaydıyla yapılabilecek.

– Sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, kooperatifler ve benzeri kuruluşların genel kurulları düşük, orta ve yüksek riskli illerde katılımı 300 kişiyi geçmeyecek şekilde yapılabilecek.

– Her hafta risk durumuna göre illerin renkleri yeniden tespit edilecek, iki haftada bir normalleşme uygulaması güncellenecek. 

Merkez’in toplam rezervleri ve net rezervleri altın değerlemesindeki düşüşe rağmen belirgin yükseldi

Merkez Bankası’nın haftalık döviz rezerv değişimleri verisine göre, bir önceki (19 Şubat) haftada toplam rezervlerinde 1 milyar 569mn dolarlık azalış kaydedildiği görülüyordu. Altın rezervlerinde 1 milyar 712mn dolar azalışa karşılık brüt döviz rezervlerinde 144mn dolar artış gözlenmişti. Sonuç olarak, brüt döviz rezervi 53.8 milyar dolara yükselirken, toplam rezervler 94.0 milyar dolara ve net uluslararası rezervler (NUR) ise 1 milyar 230mn dolar azalışla 12.1 milyar dolara inmişti. Söz konusu haftada, TCMB’nin uzun vadeli ihaleler ve haftalık işlemlerle gerçekleştirdiği FX ve altın swap işlemleri (BIST dahil) stoku 39.9 milyar dolar ile önceki haftaya göre 0.3 milyar dolar gerilemişti. Bankalar döviz mevduatı değişimleri NUR kalemini etkilemezken, Hazine döviz mevduatındaki değişimler, swap işlemleri ve TCMB’nin TL karşılığı döviz alım-satım işlemleri NUR seviyesini değiştirmekte. Dolayısı ile, rezervler ve net rezervlerdeki azalışın swap azalışından daha büyük olmasının nedeninin TCMB’nin altın rezervinin dolar karşılığının ons fiyatlarındaki %2.2 düşüş kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Geçen haftanın (26 Şubat) rezerv gelişmeleri ise Perşembe günü açıklanacak. Ancak, elimizde aynı haftanın analitik bilançosu bulunuyor. 

Bilindiği gibi, dış varlıklar ile toplam döviz rezervleri birbiriyle yakın ilişkili, bu nedenle söz konusu haftada toplam rezervlerin (altın dahil) 1.2 milyar dolar artışla 95.2 milyar dolar seviyesine çıkmasını bekliyorum. Yukarıda bahsettiğim gibi, Net Uluslararası Rezervler açısından yükümlülükler tarafında bankalar döviz mevduatı değişimi önemli oluyor. Burada ise 0.6 milyar dolar azalış gözlenmekte. Ayrıca, kamu döviz mevduatı iç yükümlülük olarak takip edildiğinden, dış varlıkları artırmasına rağmen dış yükümlülükleri değiştirmeyerek NUR seviyesinin net döviz pozisyonundan yüksek olmasını sağlıyor. İlgili haftada Hazine’nin altın cinsi tahvil ve kira sertifikası ihraçları ile yaklaşık 2.8 milyar dolar borçlanması olmuştu. Burada ise 2.5 milyar dolar artış gözleniyor. Dolayısı ile, NUR büyüklüğü 1.8 milyar dolar artışla 13.9 milyar dolar seviyesine çıkacaktır. 

Söz konusu haftada, TCMB’nin uzun vadeli ihaleler ve haftalık işlemlerle gerçekleştirdiği FX ve altın swap işlemleri (BIST dahil) stoku 40.4 milyar dolar ile önceki haftaya göre 0.5 milyar dolar yükselmişti. Bankalar döviz mevduatı değişimleri NUR kalemini etkilemezken, Hazine döviz mevduatındaki değişimler, swap işlemleri ve TCMB’nin TL karşılığı döviz alım-satım işlemleri NUR seviyesini değiştirmekte. Dolayısı ile, rezervler ve net rezervlerdeki artışın Hazine mevduatı ve swap artışından daha sınırlı olmasının nedeninin TCMB’nin altın rezervinin dolar karşılığının ons fiyatlarındaki %2.8 düşüş kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Öte yandan, Bankanın net döviz pozisyonunun (Dış Varlıklar – Toplam Döviz Yükümlülükleri) geçen hafta da 0.9 milyar daha düşüşle -2.2 milyar dolar ile 2002 yılı Ekim ayından beri en düşük noktasına gerilediği de görülmekte.

İstanbul enflasyonu yıllık bazda %15.5’e yükseldi

ITO tarafından açıklanan Şubat ayı İstanbul Ücretliler Geçinme Endeksi’ne göre, enflasyon aylık bazda %1.48 artış gösterdi. Geçen yılın aynı ayında aylık %1.13 artış gerçekleşmişti. Bu aynı zamanda 1999 aynı ayından beri görülen en yüksek Şubat artışı oldu. Bu artışla endeksin yıllık değişimi %15.1’den %15.5’e yükselmiş oldu. Geçen yıla göre artış bu kez hem gıda hem de gıda dışı gruplardan kaynaklandı. Gıda grubu bu yıl %1.69 yükseldi, geçen Şubat’ta ise %0.84 artmıştı. Gıda artışının yüksek olmasında, süt ve et ürünlerinde geçen yılın üzerinde fiyat artışları etkili olurken, meyve-sebze alt endekslerinde geçen yıla daha sınırlı artışlar olması yükselişi sınırladı. Ancak ITO endeksinde gıda grubu içine yer alan tütün-içki grubunda geçen yıl %4.4 fiyat düşüşü olmasına karşılık bu yıl %0.3 fiyat artışı olması yıllık gıda fiyatını yukaır çeken ana unsur oldu. Diğer ana gruplardan ise, konut, sağlık ve kültür-eğitim harcamaları geçen yılın üzerinde, ev eşyası, ulaştırma diğer harcamalar ise geçen yılın altında gerçekleşti. Giyim grubu mevsimsel değişimi ise %0.4 artış ile geçen yıl görülen %0.4 azalışın tersi yönünde gerçekleşti. 

Bilindiği gibi, ITO endeksi ile TÜİK manşet endeksi arasında çok yüksek bir korelasyon bulunmuyor. Zira birçok fiyat grubunun kapsamları iki endekste farklılık gösteriyor. ITO gıda grubu bile TÜİK gıda grubundan farklı, ITO endeksi tütün-içki ve dışarıda yenen yemek alt gruplarını da kapsamakta, oysa TÜİK’te bunlar ayrı birer fiyat grubu. Dolayısı ile, toplam gıdaya bakmaktansa ITO gıda endeksi altında “yaş kuru sebze ve meyveler” grubuna bakmak daha doğru görünüyor. Burada ise %0.7 artış gözleniyor, geçen yıl aynı ayda ise %3.8’lik fiyat artışı gözlenmişti. Bu grubun yıllık artışının, özellikle TÜİK işlenmemiş gıda grubu yıllık artışı ile korelasyonu bir hayli fazla.

Türkiye imalat PMI endeksi Şubat ayında geriledi ama eşik değerin üzerinde kalmayı sürdürdü

Markit tarafından İstanbul Sanayi Odası (İSO) için hazırlanan Türkiye imalat PMI endeksi, Şubat ayında 51.7 ile önceki aya göre 2.7 puan azalırken, yine de Kasım-Aralık seviyelerinin üzerinde kaldı. Endeks Nisan 2018’den başlayarak 21 ay, küresel krizde ise Kasım 2007’den başlayarak 18 ay eşik değerin altında kalmıştı.  Pandemi krizinde ise bu süre 3 ay ile sınırlı kalmıştı. Son 9 aydır ise eşik değerin üzerinde kalıyor. Endekste 50’nin altındaki değerler üretimde potansiyeline göre daralmaya, üzeri ise büyümeye işaret ediyor. 

Endeksi ISO için hazırlayan Markit tarafından yapılan açıklamada ise, yeni ihracat siparişlerinin üst üste ikinci ay artış kaydettiği, yeni siparişlerdeki yavaşlama ve hammadde arzındaki sorunlara rağmen, talep tarafında gözlenen bazı iyileşme işaretlerinin, imalatçıların üretimi artırmasında rol oynadığı belirtildi. Üretimde devam eden büyüme ile birlikte firmaların birikmiş işlerinde geçtiğimiz eylül ayından beri en hızlı düşüş yaşandı. Üretim gereksinimlerindeki artış ve yeni üretim hatlarının planlanması, firmaların şubatta da istihdam düzeylerini artırmalarına yol açtı. Böylece, mevcut istihdam artış trendi dokuzuncu aya ulaştı. Son aylarda Türk lirasında gerçekleşen değer kazancı, enflasyonist baskıların hafiflemesini sağladı. Girdi maliyetleri artmaya devam etti ancak bu artış Temmuz 2020’den beri en düşük oranda gerçekleşti. Girdi fiyatlarında artış bildiren firmalar, bu durumu hammadde maliyetlerindeki yükselişe bağladı. Nihai ürün fiyatları enflasyonu ise azalmayı sürdürerek son 10 ayın en düşük düzeyinde kaydedildi. Anket katılımcıları, tedarik zincirlerindeki sorunların devam ettiğini bildirdi. Hammadde teminindeki zorluklar ve nakliye konteynırlarına erişimde yaşanan sıkıntılar, tedarikçilerin teslimat sürelerindeki keskin artışın devam etmesinde rol oynadı. Bu durum, satın alma faaliyetlerindeki hafif yavaşlama ile birleşerek girdi stoklarının daha da azalmasına yol açtı. 

Sektörel olarak ise, takip edilen 10 sektörden dördünün üretimini arttırdığı şubat ayında en güçlü büyüme ana metaller sektöründe gerçekleşti. Buna karşılık kimyasal, plastik ve kauçuk ile gıda ürünleri sektörlerinde üretim yeniden hız keserken elektrikli ve elektronik ürünler, giyim ve deri ürünleri ve ağaç ürünleri sektörlerinde ise yavaşlamanın devam ettiği görüldü. 

PMI endeksinin geçen yıl ortalaması 50.0 ve son çeyrek ortalaması ise 52.0 düzeyinde oluşmuştu. Yeni yılın ilk iki ayı ortalaması ise Şubat’taki zayıflamaya rağmen 53.1 ile güçlü bir başlangıca işaret ediyor. Sonuç olarak, PMI endeksinin 50 eşik değerinin üzerinde kalmaya devam etmesi imalat sanayi büyümesinin geçen yıl ikinci yarıda yakaladığı ivmeyi büyük ölçüde koruyarak devam ettiğini düşündürüyor. Buna karşılık, parasal sıkılaşmanın getirdiği kredi hacmindeki süregelen yavaşlamayla beraber büyüme oranlarının yavaşladığı görülebilir, ancak mevcut durumda büyüme üzerindeki riskler yukarı yönde görünüyor ve TCMB’nin sıkı duruşunu uzun bir müddet korumasını getirecek gibi duruyor.

Elektrik tüketimi ve ihracatın Şubat ayı sonundaki görünümü

Ekonomik  aktivitedeki değişimleri daha hızlı ve yakından takip edebilmek için güncel durumu en iyi yansıtan ve daha sık frekansta açıklanan verilere odaklanmaya devam ediyoruz. Bu tür veriler arasında, elektrik tüketimi (ya da üretimi) ve ihracat öne çıkmaktadır. Her iki veri de günlük bazda açıklandığından, özellikle sanayi üretiminin seyri açısından en çabuk sinyal bu şekilde alınmaktadır. 

Hatırlanacağı gibi, pandemi ilk dalgası sonrası Ağustos’tan itibaren yıllık artışlar pozitif bölgeye geçmiş ve son olarak Ocak’ta önceki aya göre %0.3 azalış olurken, yıllık bazda ise %2.8 artış kaydedilmişti. Şubat ayı kesin verileri ise, önceki aya göre %10.1 gerileme olduğunu ve yıllık bazda %0.1 düşüş gerçekleştiğini yansıtmakta. Bu ise, yeni yılla birlikte kademeli bir yavaşlama görüldüğüne işaret etmektedir. 

Öte yandan, ihracatçı birlikleri tarafından günlük olarak açıklanan Türkiye ihracatına yönelik veriler ise Şubat ayının 24’ü itibarı ile ihracatın (kıymetli maden hariç) 12.4 milyar dolara ulaştığını yani Şubat ayını 14.0 milyar doların biraz üzerinde kapatabileceğini düşündürmektedir. Bu ise, işgünü sayısının geçen yılın altında olmasına rağmen geçen yıla göre %5 civarı artış olabileceği anlamına gelmektedir. Nitekim, Cumhurbaşkanı Erdoğan dünkü açıklamaları arasında ihracata ilişkin olarak, “2021 yılına iyi bir başlangıç yapan ihracatımız, şubat ayında önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,6 artışla 16 milyar doları aşmıştır.” demiştir. Kısacası Şubat ayına ait son sinyaller, sanayi üretiminde belirgin bir yavaşlama olmadığına işaret etmektedir. 

Bloomberg HT Tüketici güveni tüketim eğilimi kaynaklı sert gerileme gösterdi

Bloomberg HT Tüketici Güven Endeksi Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 4,85 azalarak 69,03 değerini aldı. Endeksin detaylarına bakıldığında, tüketicinin hem mevcut durum algısı hem de geleceğe ilişkin beklentilerinde gerileme yaşandı. Alt endekslerden, Tüketici Beklenti Endeksi bir önceki aya göre yüzde 2,33 azalarak 83,11 olurken, içinde bulunduğumuz dönemin dayanıklı tüketim malları ile otomobil ve konut alımı için uygunluğunu ölçmeye çalışan Tüketim Eğilimi Endeksi ise yüzde 16,96 gerileyerek 37,71 oldu.

Hay aksi son çeyrekte Çin’i geçemedik

Milli gelir yılın son çeyreğinde %5.9 artış ile medyan beklentiden düşük açıklanırken, önceki iki çeyrekte aşağı yönlü revizyonlar (2Ç -%9.9’dan -%10.3’e, 3Ç %6.7’den %6.3’e) gözlendi. Sanayi ve hizmetler gibi iki ana sektörde sırası ile %10.3 ve %4.6 yıllık büyümeler milli geliri yukarı çekerken, inşaat sektörü %12.5 düşüş ile daralan tek ana sektör oldu. Öte yandan, takvim etkisinden arındırılmış yıllık GSYH artışının %5.8 ile manşet değişime benzer olduğu izlenirken, büyüme trendinin gücü açısından takip edilen mevsim-takvim etkilerinden arındırılmış çeyrekten çeyreğe değişimin %1.7 ile yavaşlama göstermesine karşılık endeksin 189.2 ile yeni tarihi zirvesine çıktığını görmekteyim. Böylece, 2020 yılı milli gelir artışı da %1.8 gerçekleşti. Öte yandan, cari fiyatlarla GSYH’nın, son çeyrekte bir önceki yılın aynı dönemine göre %26.2 artarak 1 trilyon 524 milyar TL olmasına karşılık, ABD Doları bazında 191.6 milyar dolar ile %8.3 gerilediği, son dört çeyrek toplamının ise 717 milyar dolar ile küresel krizden bu yana gözlenen en zayıf seviyesine indiği hesaplanıyor. Kişi başı gelir ise önceki yılın 9127 dolar değerinden 8599 dolara geriledi. Bütün bunların ötesinde, bu oranda büyümeyi sağlamak için çılgın bir kredi artışına izin verildiği, faizleri düşük tutmak için TCMB döviz rezervlerinin harcandığı, tüm sektör ve piyasa kurallarının zorlandığı dikkate alındığında, sürdürülebilir olmayan bu sonuca ulaşmak için bu bedel ödenmeli miydi diye sormaya devam ediyorum. 

İktisadi faaliyet kollarına göre toplam katma değerdeki bir önceki yılın aynı çeyreğine göre değişim, zincirlenmiş hacim endeksine göre ana sektörler için; Tarım (+%4.0), Sanayi (+%10.3), İnşaat (-%12.5), Hizmetler (+%4.6), Finans (+%9.2) ve Gayrimenkul Faaliyetleri (+%2.9) şeklinde oluştu. 

Milli gelirdeki artışın harcamalar tarafından sürükleyicileri incelendiğinde, son çeyrekte özel tüketim harcamaları ve yatırımlar büyümeyi yukarı çekerken, stoklar ve net dış talebin olumsuz etkilediği görülüyor. Son çeyrekte yıllık değişimler; hanehalklarının nihai tüketimi (+%8.2), devletin nihai tüketim harcamaları (+%6.6), gayrisafi sabit sermaye (özel-kamu yatırımları) (+%10.3), mal-hizmet ihracatı (%0.0) ve mal-hizmet ithalatı (+%2.5) yıllık değişim gösterdiği izleniyor. Son çeyrekte büyüme oranına katkılar ise; hanehalklarının nihai tüketimi (+4.7), devletin nihai tüketim harcamaları (+1.0), gayrisafi sabit sermaye (özel ve kamu yatırımları) oluşumu (+2.6), mal-hizmet ihracatı (0.0) ve mal-hizmet ithalatı (-0.6) düzeyinde oluştu. Stoklar büyümeyi 1.8 puan ve net dış talep büyümeyi 0.6 puan aşağı çekti. Önceki beş çeyrekte üreticilerin iç siparişlerde güçlenme ile beraber stoklar için de ilave üretim yapması şeklindeki klasik argümana paralel olarak büyümeyi toplam 26.0 puan yukarı çeken stokların, siparişlerdeki yavaşlama eğilimi ile gerilemesi dikkat çekiyor. 

Yatırımların (gayrisafi sabit sermaye oluşumu) ise, önceki sekiz çeyrekte büyümeyi toplam 21.1 puan aşağı çektikten sonra son çeyrekte 2.6 puan olmak üzere büyümeyi 7.6 puan yukarı çektiği izlendi. Yatırımların kamu-özel ayrımı yeni seri ile beraber bir süredir yayınlamadığından buradaki dağılımı bilemiyorum ama özel yatırımlar için ölçü olabilecek makine-teçhizat yatırımlarının %38.7 artması sürpriz olmadı, zira son çeyrekte sermaye malı ithalatı %37.6 ve üretimi %10.2 yıllık artış göstermişti. İnşaat yatırımları ise konut kredi artışı ile önceki çeyrek arttıktan sonra %14.7 ile daralma kaydetti. Önceki dört çeyrekte toplam 27.0 puan ile büyümeyi belirgin aşağı çeken net dış talep (mal-hizmet ihracat ve ithalat farkı) son çeyrekte ise 0.6 puanla büyümeyi sınırlı oranda aşağı çekti. Turizm ve taşımacılık gelirlerinin azalışını sürdürmesine karşılık, dış ticaret dengesinde bozulma eğiliminin bu yıl ilk çeyrekte tersine dönmesi, dış talebin büyüme üzerinde aşağı yönlü etkisinin ortadan kalkabileceğine işaret ediyor.  

Sonuç olarak, bankacılık kredi hacmi trend büyüme hızı geçen yılın sonlarından itibaren geçmiş yıllar ortalamalarının altına inmiş olsa da, öncü göstergeler ekonomik aktivite ve iç talepte kaydadeğer bir yavaşlamanın henüz gözlenmediğini yansıtarak 2021 yılı büyüme beklentilerinin yükselmesini getirmekte. TCMB’nin son Beklenti Anketi’nde büyüme beklentisi %4.1, piyasa anketlerinde ise %4.8 çıkmıştı. Zira, gerek sanayi üretimi endeksinde gerekse milli gelir serisinde gelinen tarihi yüksek seviyeler, bu yıl bir ivme kaybı olsa bile mekanik olarak karşılaştırmanın yapılacağı 2020 yılı aynı dönemlerine göre büyümenin yine belli ölçüde gücünü koruyacağını gösteriyor. Örneğin; çeyrekten çeyreğe değişimlerin yatay olduğu bir senaryoda 2021 yılı milli gelir büyümesi %5.7 olarak gerçekleşmekte. Buna karşılık, Merkez Bankası’nın para politikasında ilave sıkılaşmaya gitme veya mevcut sıkılığı daha uzun süre koruma olasılığı, ek olarak zorunlu karşılıklar üzerinden de parasal aktarım mekanizmasının güçlendirme çabaları, çeyreklik değişim oranlarının negatife dönebileceğini düşündürmekte. Bu doğrultuda, küresel ve yurtiçi ekonomik aktivite üzerinde pandemi kaynaklı yeni bir şok gözlenmediği durumda, 2021 yılı milli gelir büyüme oranının %4.5 civarında olabileceğini, bu tahmin üzerindeki risklerin ise şimdilik yukarı yönlü olduğunu düşünüyorum.                                                                                                                                                                                                

Yap-İşlet-Devret, Garanti et

AK Parti, ekonomiye ilişkin bazı düzenlemeleri içeren yeni bir torba yasa teklifini TBMM’ye sundu. Teklifte Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın bazı yap işlet devret projelerinde borç garantisi vermesine ilişkin düzenleme öne çıktı. Bloomberg HT tarafından da görülen teklif metninde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın, özel bütçeli idarelerce yürütülen yap-işlet-devret altyapı projelerinde yabancı kreditörlerce sağlanan finansman için ilave teminat sağlayabilmek adına borç üstlenim anlaşmalarına taraf olabileceği belirtildi. TBMM’ye sunulan ve yap işlet devret ile ilgili yasaya eklenen geçici madde uyarınca, 15 Mart 2020’den sonra ihalesi yapılan ancak henüz uygulama sözleşmesi imzalanmayan, yurtdışından finanse edilmesi planlanan projeler kapsamında bakanlığa bağlı özel bütçeli kamu idarelerinin imzalayacakları borç üstlenim anlaşmalarına bakanlık taraf olabilecek. Hazine tarafından şimdiye kadar garanti verilen projeler ve tutarları ise tablodaki gibiydi. Teklifin 7’nci maddesi ile de TCDD’nin finansman açığının Hazine tarafından üstlenilmesine ilişkin düzenlemenin geçerlilik süresi 2023 yılı sonuna kadar uzatıldı. Aynı madde ile Cumhurbaşkanına bu süreyi 10 yıl daha uzatma yetkisi verildi.

Fonlamada Eylül’den beri en yüksek seviye

Merkez Bankası’nın toplam APİ fonlaması 333.0 milyar TL’ye yükselirken, bir haftalık repo (%17.0) ihalesi ile 85 milyar TL sağlandı. Böylece, ortalama fonlama maliyeti %17.0 gerçekleşti. Bu arada, TCMB’nin %15.50 kotasyonu ile çektiği likidite tutarı ise 4.1 milyar TL’ye inerken, net fonlamanın 328.9 milyar TL’ye yükseldiği izlendi. Gecelik repo faiz ortalaması ise %17.27 ile düne göre yükselirken, TCMB’nin politika faizinin üzerinde oluştu. 

Öte yandan, TCMB taraflı döviz karşılığı TL swap piyasasında haftalık vadede 100mn dolar işlem geçti. Ayrıca, üç ay vadeli swap ihalesi ile 1 milyar dolar karşılığı TL likidite %17.0 faizle sağlandı. Böylece, FX swap stoku 30.5 milyar dolar oldu. Altın karşılığı TL swap piyasasında ise 13906kg’lık işlem geçti. Açık pozisyon tutarı 5.2 milyar dolar oldu. Merkez Bankası verisinde ise, BIST nezdinde dün 250mn dolar işlem geçerken swap stokunun 4.5 milyar dolara indiği gözlendi. Gün sonu toplam açık pozisyon ise 40.2 milyar dolara geriledi.

Euro Bölgesi enflasyonu açıklanıyor

Dün, Japonya ve Çin’de imalat PMI endeksleri 51.4 ve 50.9 açıklanırken, Euro Bölgesi ve İngiltere imalat PMI endeksleri flash verinin üzerinde 57.9 ve 55.1 gerçekleşti. ABD’de ise aynı endeks 58.6 ile beklentiden sınırlı düşerken, benzer bir gösterge olan ISM imalat endeksi ise 60.8 ile son üç yılın en yüksek seviyesine çıktı. Dünya çapında tüm PMI endekslerinin toplulaştırıldığı Global PMI imalat endeksi ise 53.9 ile önceki aya göre yükseliş gösterdi. Almanya’da yıllık TÜFE’de %1.3 ile beklentiden fazla yükseldi. 

Bugün ise, Euro Bölgesi enflasyon göstergesi HICP endeksinin Şubat ayında yıllık %1.0 artışa hızlanması bekleniyor….

Kaynak: Haluk BÜRÜMCEKÇİ
Haber: Yeliz KÖKSAL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

TÜM HAKLARI www.Gebzemedyasi.com'a aittir. | Newsphere by AF themes.