Son dakika ve doğru haberin adresi.

Bürümcekçi’nin Not Defterinden

20 min read

Bürümcekçi’nin Not Defterinden26 Şubat 2021 ÖZET- Sağlık Bakanı Koca, “Şu an tam kapanma gibi bir durumu düşünmüyoruz ama vaka sayılarının arttığını görüyoruz. Bu ise, bazı illerimizin daha geç normalleşmeye geçmesine neden olabilecek.”- Yabancı yatırımcının hisselerden çıkışı devam ederken, YP mevduatta gözlenen düşüşün parite ve ons fiyat düşüşü kaynaklı olduğu izleniyor.- TCMB son PPK toplantısının özetlerinde enflasyonda yakın vadede gıda ve enerji kaynaklı yukarı yönlü risklerin altını çizerken, temel mal enflasyonu üzerinde kur etkilerinin hafiflediğini belirtmiş.- Ekonomik Güven Endeksi Şubat ayında %0.5 oranında azalarak 95.8 değerine geriledi.- Analiz: Küresel üretim ve küresel ticaret hacmi 2020 yılı son çeyrek raporu.- TCMB’nin tüm swap toplamının 19 Şubat itibarı ile 57.5 milyar dolara gerilediği izlendi.- Bugün 10:00’da TÜİK Ocak ayı dış ticaret verilerini açıklayacak. Bugün 10:00’da TCMB tarafından Ocak ayı Uluslararası Rezerv ve Döviz Likiditesi raporu açıklanacak.- ABD’de Fed’in favori enflasyon göstergesi çekirdek PCE’nin %1.4’e yavaşlaması bekleniyor. Vaka sayılarındaki artış bazı illerde normalleşme sürecini geciktirebilirSağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, son 24 saatte Kovid-19 yeni vaka sayısı 9 bin 572, hasta sayısı 658, ölüm sayısı 73, toplam vaka sayısı 2 milyon 674 bin, toplam can kaybı 28 bin 358 kişi oldu. Yeni vaka sayısı ve ölüm sayısı artarken, hasta sayısı düne göre geriledi. Buna karşılık, yeni vaka sayısının ölümler açısından öncü gösterge olduğu düşünüldüğünde son 14 günlük ortalamasının 7 bin 881 ile yükselmesi olumsuz bir gelişme oldu. Öte yandan, hasta başına ölüm sayısı %4.1 ile değişmezken, yapılan test sayısının hafif artmasına rağmen test başına hasta sayısı %0.5 ile değişmedi. Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı hastalarda zatüre oranı %4.2 ile aynı kalırken, ağır hasta sayısı 1192 ile azalış gösterdi. Öte yandan, Bilim Kurulu toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Bakan Koca, “Şu an tam kapanma gibi bir durumu düşünmüyoruz ama her geçen gün vaka sayılarının arttığını görüyoruz. Vaka sayılarındaki artış, bazı illerimizin diğerlerinden daha geç normalleşme sürecine geçmesine neden olabilecek. Ülkemizde her geçen gün sayısı artan mutasyonlu virüsü dikkate almak mecburiyetindeyiz. Risk durumlarına göre iş kollarımızın faaliyet serbestliği konusunda Bilim Kurulumuzun çalışmasını, Cumhurbaşkanlığı Kabinemize arz edeceğim.” dedi. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vaka sayısı dünya genelinde ise dün 113 milyon 467 bini aştı. En çok vaka görülen ülke 29 milyon 27 bin ile ABD olurken, onu 11 milyon 63 bin ile Hindistan, 10 milyon 390 bin ile Brezilya, 4 milyon 212 bin ile Rusya, 4 milyon 154 bin ile İngiltere ve 3 milyon 686 bin ile Fransa izledi. Salgın nedeniyle de dünya genelinde 2 milyon 516 bin kişi hayatını kaybetmiş durumda. Böylece, Türkiye yeni vaka sayısında dünyada onuncu sıraya yükselirken, toplam vaka sayısında dokuzuncu sırayı ve ölüm sayısında ise onsekizinci sırayı korudu. Aşılamada ise 8 milyon 98 bin doz geçildi, bunun 1 milyon 441 binlik kısmını ise ikinci doz uygulaması oluşturdu.Fezlekeler ve ara seçimMuhalefet cephesinde dokunulmazlıklarla ilgili ayrışmanın ilk sinyali geldi. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yavuz Ağıralioğlu, haklarında hazırlanan fezleke TBMM’ye gönderilen HDP’li 9 milletvekili hakkında, “Biz HDP’yi problemli görüyoruz, terörün gölgesinde görüyoruz. Dolayısıyla ‘Evet’ diyeceğiz” dedi. BBC Türkçe’nin haberine göre, Meclis’te HDP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına yönelik yapılacak oylamada CHP’de genel eğilim “yargının siyasallaştığı ve büyük ölçüde iktidarın güdümüne olduğu” gerekçesiyle dokunulmazlıkların kaldırılmasına destek verilmemesi yönünde.” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Çarşamba günkü grup toplantısı sonrasında dokunulmazlıklarla “Süreç neyse bu süreç aynen işleyecektir. Bu konular Meclis’e gelir, Meclis Komisyonları müzakerelerini yapar. Genel Kurul’da da eller hemen iner kalkar” sözleri de bu sürecin işareti olarak yorumlanıyor. AKP kaynakları bu kapsamda ilk olarak, Kobani soruşturması kapsamında 9 HDP milletvekili hakkındaki dokunulmazlık dosyasının komisyon gündemine alınabileceğini ifade ediyorlar. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Gara’ya gittiği” iddiasında bulunduğu Dilan Dirayet Taşdemir’le ilgili bu konuda başlatılan soruşturmaya ilişkin fezleke ise henüz Meclis’e gelmedi. AKP kaynakları ilerleyen süreçte Taşdemir’in fezlekesinin gelmesin halinde, komisyon gündemine alınabileceğini ifade ediyorlar. Dokunulmazlıklar konusunda siyasi partiler “grup kararı” alamıyor, ancak tutum belirleyebiliyorlar. Dokunulmazlık fezlekelerinin görüşmelerinde, anayasa değişikliği gibi nitelikli çoğunluk aranmadığı için AKP ve MHP’nin oyları, dokunulmazlıkların kaldırılması için yeterli. Siyasi kulislerde, yargılama sonucunda milletvekillerinin kesin hüküm giymeleri halinde “ara seçimin” gündeme gelip gelmeyeceği de tartışılıyor. Anayasa’nın 78. maddesi, TBMM üyeliklerinde, üye tam sayısının yüzde 5 oranında, yani 30 üyeliğin boşalması halinde, 3 ay içinde ara seçim yapılmasını öngörülüyor. Ancak, genel seçimlere 1 yıl kala ara seçim yapılamıyor. Parlamentoda halen 15 üyelik boş bulunuyor ve HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkındaki kesinleşmiş yargı kararının Genel Kurul’da okunmasıyla bu rakam 16’ya yükselmiş olacak. Genel seçimlerin normal zamanı olan Haziran 2023’te yapılacağı varsayıldığında, ara seçime gidilebilmesi için Haziran 2022’ye kadar en az 14 üyeliğin boşalmış olması gerekiyor. Ancak gerek dokunulmazlıkların kaldırılması, gerekse yargılama süreçlerinin uzun sürebileceği de hesaplanıyor. Hızlı bir yargılama süreci yürütülse bile, siyasi olarak AKP’nin ara seçime sıcak bakmayacağı konuşuluyor. Büyük bölümü Doğu ve Güneydoğu illerinden seçilen milletvekillerinin üyeliklerinin düşmesi halinde, bölge seçmeninin tepki olarak HDP’ye daha yüksek destek verebileceğine dikkat çekiliyor. Ayrıca Türkiye’de geçmiş uygulamalara da bakıldığında ara seçimin tercih edilmediği görülüyor ve böyle bir olasılık gündeme geldiğinde çoğunlukla da erken seçim kararı alınıyor.Son PPK toplantı özetlerindeki yeni bilgilerTCMB, Şubat ayı PPK toplantısının özetlerini dün yayınladı. Aşağıda sadece yeni bilgi içeren önemli başlıkları vermekteyim, ancak ilk kez bu kadar fazla sayıda ipucu yer aldığını da belirtmeliyim. Kısaca belirtirsek, TCMB enflasyonda yakın vadede gıda ve enerji kaynaklı yukarı yönlü risklerin altını çizerken, temel mal enflasyonu üzerinde kur etkilerinin hafiflemeye başladığını belirtmiştir. Ancak emtia fiyatlarındaki yükselişin enflasyon görünümü üzerinde oluşturduğu risklerin fiyatlama davranışları ve enflasyon beklentilerine yansımasının ve bireysel kredilerde gözlenen yukarı yönlü ivmenin takip edilerek gerekmesi durumunda ilave parasal sıkılaşma yapılacağı vurgulanmıştır. Özetlerde yer alan önemli başlıklar ise şöyle; Enflasyon- Çiğ süt referans fiyatındaki artış ilgili gıda ürünlerine geniş bir yayılımla yansırken, öncü veriler bu eğilimin yavaşlayarak da olsa Şubat ayında devam ettiğine işaret etmektedir.- Kurul, eşel mobil uygulamasının sınırlayıcı etkisine rağmen, geçtiğimiz yılın Şubat-Nisan döneminde belirgin şekilde gerileyen enerji fiyatlarının oluşturduğu düşük baz nedeniyle grup yıllık enflasyonunun önümüzdeki aylarda yükselişini sürdüreceğini not etmiştir.- Öncü veriler, temel mal enflasyon eğilimi üzerindeki birikimli döviz kuru etkilerinin kısmen hafiflemeye başladığına işaret etmektedir. Bununla birlikte Kurul, salgına bağlı zayıf talep koşullarının sınırladığı giyim enflasyonu üzerindeki yukarı yönlü risklere dikkat çekmiştir.- Kurul, salgına bağlı dinamiklerin başta konaklama, paket tur, eğitim, ulaştırma, eğlence-kültür olmak üzere hizmet enflasyonunu sınırladığına dair değerlendirmesini yinelemiş, normalleşme sürecine bağlı yukarı yönlü risklerin altını çizmiştir. Ayrıca, öncü verilerle de teyit edildiği üzere, haberleşme hizmetlerinde özel iletişim vergisinin yüzde 7,5’ten yüzde 10’a çıkarılmasının hizmet enflasyonu üzerindeki yukarı yönlü etkisi not edilmiştir.- Kurul, tüketici fiyat endeksindeki ağırlık değişiminin Ocak Enflasyon Raporu tahmin patikasına etkilerini değerlendirmiştir. Başta gıda ve temel mallar olmak üzere yıllık enflasyonun yüksek seyrettiği grupların ağırlığındaki artışın yıllık enflasyonu yıl ortasına kadar bir miktar yukarı yönde etkileyeceği not edilmiştir. Yıllık enflasyon üzerindeki ağırlık etkisinin, Nisan ayı itibarıyla 0,5 puan civarına ulaştıktan sonra yılın kalan döneminde kademeli bir şekilde gerileyerek yıl sonuna doğru ortadan kalkacağı değerlendirmesinde bulunulmuştur.- Ham petrol fiyatları, bir önceki PPK toplantısını takiben hızlı bir şekilde artmaya devam etmiştir. Buna ek olarak, başta tarımsal ürünler ve endüstriyel metaller olmak üzere enerji dışı emtia fiyatlarında süregelen yükseliş eğilimi üretici ve tüketici enflasyonunu olumsuz etkilemektedir. İmalât sanayiinde temel girdi sağlayıcıları olan kâğıt ve ana metal sektörlerinde enflasyon oldukça yüksek seyretmektedir. Bu ve bağlantılı sektörlerde tedarik sürelerinin uzamasıyla arz kısıtları daha belirgin hale gelmiştir. Üretici enflasyonunun yüksek seyrinde öne çıkan diğer kalemler bitkisel yağlar, hayvan yemleri, işlenmiş çelik ürünleri, taşıt ve elektronik ürünlerdir. Bu kalemler, gıda ve dayanıklı mallar kanalıyla tüketici enflasyonu üzerinde etkili olmaktadır. Kurul, önümüzdeki aylarda ithalat fiyatlarındaki baz etkisi nedeniyle, büyük ölçüde enerji grubu kaynaklı olmak üzere, tüketici enflasyonunun geçmiş öngörülerle uyumlu bir şekilde artış kaydedeceği değerlendirmesinde bulunmuştur. Ayrıca, Türk lirasındaki değerlenmeye rağmen enflasyonist baskıların sürmesinde emtia fiyatlarının önemli rol oynadığına işaret etmiş ve önümüzdeki aylara ilişkin yukarı yönlü riskleri yinelemiştir. Ekonomik Aktivite- Şubat ayına ilişkin anket göstergeleri, imalat sanayi faaliyetinin ara malı ve dayanıklı mal sektörleri öncülüğünde gücünü koruduğuna işaret etmiştir. İç talepte ilave bir yavaşlama görülmezken, dış talepte temelde Avrupa bölgesinde salgına bağlı kısıtlamalar nedeniyle bir miktar zayıflama gözlenmektedir. İç talep üzerinde salgına bağlı kısıtlamaların kaldırılmasının zamanlamasına bağlı yukarı yönlü riskler bulunmaktadır.- Ekonominin döngüsel durumuna ilişkin çıktı açığı göstergelerini değerlendiren Kurul, ilk çeyrekteki yavaşlamayla birlikte iktisadi faaliyetin eğilimine yakınsamaya başladığı, ancak çeyrek genelinde talep yönlü enflasyonist etkilerin varlığını sürdürdüğü değerlendirmesinde bulunmuştur. Firma ve hanehalkı anketleri dayanıklı mallara yönelik talebin halen güçlü olduğuna işaret etmektedir. Bazı Kurul üyeleri, enflasyon beklentilerindeki yüksek düzeylere bağlı olarak bireysel kredi talebinin halen güçlü seyrettiğinin altını çizerek para politikasındaki sıkılaşmanın etkilerinin henüz yeterince hissedilmediği değerlendirmesini yinelemiştir. Bu kapsamda kredi büyümesi ve kompozisyonuna ilişkin gelişmeler yakından takip edilecektir.- Altın ithalatı Ocak ayı ortasından itibaren tarihsel ortalamalarına gerilemiştir. Kurul, bu eğilimin kalıcı bir iyileşmeye işaret etmesi durumunda cari denge üzerindeki dış ticaret hadleri kaynaklı risklerin sınırlanabileceği değerlendirmesinde bulunmuştur. Para Politikası ve Riskler- Son dönemde emtia fiyatlarında gözlenen belirgin yükselişin enflasyon görünümü üzerinde oluşturduğu risklerin fiyatlama davranışları ve enflasyon beklentileriyle etkileşimi yakından takip edilecektir. Buna ek olarak, bireysel kredilerde yakın dönemde yukarı yönlü bir ivme gözlenmektedir. Gerekmesi durumunda ilave parasal sıkılaşma yapılacaktır. – Para politikası duruşunun para piyasalarına yansımaları mercek altına alınmıştır. Yakın dönemde kredi ve mevduat faizlerinde bir miktar düşüş gözlenmiştir. Kurul, parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini artırmak için Türk lirası zorunlu karşılıklarda artış yapılması ihtiyacı olduğunu belirtmiştir. Yine aynı amaçla, zorunlu karşılıkların döviz ve altın cinsinden tesis edilmesine imkân veren Rezerv Opsiyonu Mekanizması dâhilindeki oranların aşağı çekilmesi hususu tartışılmıştır. Kurul, parasal duruşun belirlenmesinde kullanılan yegâne aracın politika faiz oranı olduğunu, zorunlu karşılık oranlarının ise politika faiziyle belirlenen parasal duruşun mevduat, kredi ve diğer para piyasalarına aktarımını etkileyen bir araç olduğunu vurgulamıştır.Son beş haftada yabancı yatırımcının hisse senetlerinden çıkışı 980mn dolara ulaştıMerkez Bankası’nın yurtdışı yerleşikler portföy hareketleri haftalık verisine göre, 19 Şubat ile biten haftada yabancıların hisselerde satıma karşılık tahvillerde alıma devam ettiği gözlendi. Söz konusu dönemde yabancı yatırımcıların hisse senetlerinde 123mn dolar satımına karşılık, devlet tahvillerinde 195mn dolar ve özel sektör tahvillerinde (ÖST) 8mn dolar alım yaptığı, böylece net girişin 80mn dolar olduğu izleniyor. Bu ise yılbaşından bu yana toplam girişin 791 milyon dolara yükselmesi anlamına geliyor. 6 Kasım’dan bu yana toplam giriş ise 4.99 milyar dolar seviyesinde. 2020 yılında hisselerden 4 milyar 273mn dolar, tahvillerden 5 milyar 16mn dolar ve ÖST’lerden 181mn dolar çıkış kaydedilmiş, toplam portföy değişimi ise kümülatif olarak 9 milyar 470mn dolar çıkışa işaret etmişti. Öte yandan, yurtiçi yerleşiklerin mevduat ve katılım bankalarındaki döviz hesaplarındaki gelişmelere ilişkin yeni verilere göre, 19 Şubat haftasında YP mevduat (altın dahil) hacminde gerçek ve tüzel kişiler kaynaklı sınırlı azalış gözlenmiş. Gerçek kişilerde 685mn dolar azalışa karşılık, ticari YP’lerde ise 208mn dolar azalış yaşanınca yerleşiklerin mevduatında toplam azalış 893mn dolar olmuş. YP mevduat toplamı verisi DTH ve kıymetli maden (altın) depo hesapları toplamından oluşuyor. Dağılım olarak, DTH hacminin 530mn dolar ve altın mevduatının ise 364mn dolar azaldığı görülüyor. Söz konusu haftada YP mevduattaki toplam değişimlere sabit parite ve sabit ons ile bakıldığında ise 390mn dolar ile artış olduğu hesaplanıyor. Nitekim, TCMB de söz konusu verileri parite etkisinden arındırılmış olarak açıklamaya başlarken, ilgili haftada gözlenen düşüşün 866mn dolarlık kısmının parite ve ons etkisinden kaynaklandığını duyurdu, ancak hesaplama yöntemi açıklanmadığından bulduğumuz değerler arasındaki farkın kaynağını bilemiyorum. İlgili dönemde parite %0.5 ve ons %2.4 civarında gerilemişti. Böylece yılbaşından bu yana birikimli YP mevduat değişimi 927mn dolar ile azalış yönünde devam ederken, sabit parite ve ons ile artış ise 2.4 milyar dolar hesaplanıyor. 2020 yılında birikimli YP mevduat değişimi 42.0 milyar dolar, sabit parite ve ons ile artış ise 27.6 milyar dolar olmuştu. TCMB’nin haftalık döviz rezerv verisine bakıldığında, 19 Şubat haftasında toplam rezervlerinde 1 milyar 569mn dolarlık azalış kaydedildiği görülüyor. Altın rezervlerinde 1 milyar 712mn dolar azalışa karşılık brüt döviz rezervlerinde 144mn dolar artış gözlenmiş. İlgili haftada TCMB mülkiyetindeki altın rezervinin 1 milyar 320mn dolar gerilediği ve bunun önemli bir kısmının ons düşüşünden kaynaklandığı görülüyor. Sonuç olarak, brüt döviz rezervi 53.8 milyar dolara yükselirken, toplam rezervler 94.0 milyar dolara ve net uluslararası rezervler (NUR) ise 1 milyar 230mn dolar azalışla 12.1 milyar dolara inmiş. Söz konusu haftada, TCMB’nin uzun vadeli ihaleler ve haftalık işlemlerle gerçekleştirdiği FX ve altın swap işlemleri (BIST dahil) stoku 39.9 milyar dolar ile önceki haftaya göre 0.3 milyar dolar gerilemişti. Bankalar döviz mevduatı değişimleri NUR kalemini etkilemezken, Hazine döviz mevduatındaki değişimler, swap işlemleri ve TCMB’nin TL karşılığı döviz alım-satım işlemleri NUR seviyesini değiştirmekte. Dolayısı ile, rezervler ve net rezervlerdeki azalışın swap azalışından daha büyük olmasının nedeninin TCMB’nin altın rezervinin dolar karşılığının ons fiyatlarındaki %2.2 düşüş kaynaklı olduğunu düşünüyorum. İlgili haftada değişimlerden diğer notlar ise; TCMB’nin efektif kasasında 37mn dolar azalış olduğu, TL cinsi reeskont kredilerinde kullanımın 9.8 milyar TL’de kaldığı, YP reeskont kredilerinin ise 18.8 milyar dolara çıktığı yönünde.Kredi kartı harcamaları iç talepte henüz bir yavaşlamaya işaret etmiyorTCMB tarafından haftalık olarak yayınlanan “Banka Kartı ve Kredi Kartı İşlemler Tutarı” verisi, 19 Şubat ile biten haftada toplam işlem tutarının %3.2 azalış ile 23.6 milyar TL seviyesine gerilediğini gösteriyor. Azalış genele yayılırken, vergi ve bireysel emeklilik ödemelerinin bu kez artış yönünde etkide bulunan unsur olduğu izlendi. Bu nedenle zaten bir süredir vergi ve BES ödemeleri hariç harcamaların eğilimini vermeye başlamıştım. Belirgin haftalık azalışlar ise, giyim, benzin, kuyumcular, elektronik eşya ve yapı malzemeleri harcamalarında görülüyor. Buna karşılık, havayolları ve sağlık ürünleri harcamalarında hafif artış gözlenmiş. Bu gelişme sonrası, son dört haftalık ortalama harcamaların yıllık değişimi %26.8 ile toparlanmasını sürdürüyor. Bu işlemlerden ayrı olarak açıklanan internet üzerinden yapılan alışverişlerde ise haftalık 0.2 milyar TL azalış ile 6.4 milyar TL’ye doğru düşüş kaydedilmiş. Internet dahil dahil toplam alışverişin son 4 haftalık ortalamasının yıllık değişimi de %31.8’e yükselmiş. Daha net bir gösterge olarak gördüğüm internet dahil, vergi ve BES ödemeleri hariç toplam alışverişin son 4 haftalık ortalamasının yıllık değişimi de %38.1’e yükseldi. 2020 yılında toplam kredi kartı harcamaları için iç talebin en güçlü olduğu üçüncü çeyrekte yıllık artışlar bir ara %30’a kadar ulaşmıştı. Sonrasında gözlenen yavaşlama Aralık son haftasına kadar sürerken, takip eden dönemde toparlanmanın güçlendiği izleniyor. Kredi kartı harcamaları kritik bir iç talep göstergesi olarak yakından takip edilmekte.Ekonomiye olan güvende düşüşTÜİK’in farklı tarihlerde açıklanan çeşitli güven endekslerini toplulaştırarak açıkladığı Ekonomik Güven Endeksi Şubat ayında bir önceki aya göre %0.5 oranında azalarak 95.8 değerine geriledi. Endeks, Ekim ayında ulaştığı son dönemin en yüksek seviyesinin ve pandemi öncesi gözlenen değerlerin altında kalmaya devam etti. Nisan ayında ise 58.4 ile 2007 yılından beri yayınlanan serinin en düşük değeri görülmüştü. Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği göstermektedir. Ekonomik güven endeksindeki düşüş, reel kesim (imalat sanayi), hizmet ve inşaat sektörü güven endekslerindeki düşüşlerden kaynaklandı. Reel kesim güven endeksi bir önceki aya göre Şubat ayında %0,3 oranında azalarak 108,7 değerini, hizmet sektörü güven endeksi %1,4 oranında azalarak 100,4 değerini, inşaat sektörü güven endeksi %1,3 oranında azalarak 83,1 değerini aldı. Tüketici güven endeksi %1,5 oranında artarak 84,5 değerini, perakende ticaret sektörü güven endeksi %0,4 oranında artarak 108,9 değerini aldı. Küresel üretim ve küresel ticaret hacmi 2020 yılı son çeyrek raporuKüresel çapta büyümenin seyri konusunda sağlıklı ve periyodik bilginin PMI gibi öncü göstergeler ve eldeki verilerle büyümeyi anlık tahmin etmeye çalışan “nowcasting” modelleri dışında başka kaynaklardan da sağlanabildiğine daha önce değinmiştim. Bu kapsamda, Netherlands Bureau for Economic Policy Analysis kuruluşu tarafından yayınlanan “World Trade Monitor” veri setinde sanayi üretimi küresel ve ülke gruplarına göre toplulaştırılmış halde yayınlamakta. Söz konusu verilerin en yenisi mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış hali ile Aralık 2020 dönemi için yayınlandı. Dolayısı ile, küresel büyümenin yılın son çeyreğinde nasıl seyrettiğini kabaca görmemize imkan veriyor. Bu bağlamda, küresel sanayi üretiminin trend büyümesinin (altı aylık ortalama değişimin yıllıklandırılmışı) Nisan sonunda -%21.8 ile tarihteki en düşük seviyesine geriledikten sonra Aralık’ta +%19.8’ee kadar belirgin yükseldiği görülüyor. Küresel krizin dip noktasında da -%21.0 değerine kadar gerileme görülmüştü. Önümüzdeki döneme ilişkin PMI endekslerinden gelen sinyallere bakıldığında ise; küresel imalat PMI endeksinin Ocak ayında hafif gerilese de, 53.5 ile 2018’den bu yana görülen en yüksek seviyelere yakın olması üretim artışlarının gücünü koruyacağını düşündürüyor. Küresel PMI endeksi küresel krizde 29.5 değerine kadar (Aralık 2008) düşmüştü. Bu sefer ise düşüş 39.6 ile sınırlı kaldı. Üretimin son çeyrekte ülkelere göre yıllık değişimine bakıldığında ise, gelişmiş ülkelerde %1.9 daralmaya karşılık, gelişmekte olan ülkelerde %2.6 ile genişleme gösterdiği izlenmekte. ABD’nin %4.2 üretim azalışı ile diğer gelişmiş ülkelere göre daha olumsuz gittiği, Japonya ve Euro Bölgesi’nde yıllık değişimin daha sınırlı negatif bölgede (-%1.5 ve -%3.4) kaldığı izleniyor. Son çeyrekte yıllık bazda üretim artışı en güçlü ülke ise %7.0 ile Çin olmuş görünüyor. Ancak bu veride yer almasa da, Türkiye’nin üretim artışının son çeyrekte %10.8 olduğunu belirtmeliyim. Aynı veri tabanında, küresel ticaret hacminin gelişimine ilişkin bilgiler de yer almakta. 2018 yılında %3.3 ile belirgin yavaşlayan küresel ticaret hacminin, 2019 yılı genelinde %0.4 civarı daralmaya işaret ettiği izlenmişti. 2020 yılı son çeyrekte ise geçen yılın aynı dönemine göre %0.2 artış gözlenirken, son çeyrekteki toparlanmaya rağmen 2020 yılı genelinde küresel ticaret hacmi önceki yıla göre %5.3 daralma gösterdi. Buna karşılık Aralık verisi dipten dönüşün devam ettiğini ve yıllık değişimin %1.3 artışa kadar toparlanmış olduğunu gösteriyor. Küresel krizde ise ticaret hacmindeki daralma %20’ye yakın olmuştu. Bu bağlamda, ticaret ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin de belirgin güçlü olduğu dikkate alındığında, Koronavirüs salgınının tedarik zincirlerini vurmasının, ticaret savaşlarıındaki karşılıklı hamlelerin ve artan korumacılık eğiliminin niye bu kadar endişe ile karşılandığı daha anlaşılır hale geliyor. Yıllık TÜFE %15.4’e çıkacak beklentisiEkonomistlerin Şubat ayı Tüketici Fiyatları Endeksi’nde (TÜFE) aylık medyan tahmini yüzde 0,75 artış olacağı yönünde gerçekleşti. Foreks’in 18 banka/kurum ekonomisti ile düzenlediği ankete göre, TÜFE’de aylık en yüksek ve en düşük artış beklentileri sırasıyla yüzde 1,80 ve yüzde 0,50 şeklinde oluşurken, yıllık tahminler aynı sıralama ile yüzde 16,50 ve yüzde 15,10 oldu. Gerçekleşme bu şekilde olursa yıllık TÜFE %15.4 seviyesine çıkacak. Ankette, 2021 sonu TÜFE medyan tahmini yüzde 11,30 olurken, maksimum ve minimum beklentiler yüzde 14,00 ve yüzde 10,00 olarak gerçekleşti. Şubat ayı enflasyon rakamları, TÜİK tarafından 3 Mart Çarşamba günü saat 10:00’da açıklanacak.Geçen hafta tüm swaplar toplamı 57.5 milyar dolara gerilediMerkez Bankası’nın toplam APİ fonlaması 313.0 milyar TL’ye yükselirken, bir haftalık repo (%17.0) ihalesi ile 72 milyar TL sağlandı. Böylece, ortalama fonlama maliyeti %17.0 gerçekleşti. Bu arada, TCMB’nin %15.50 kotasyonu ile çektiği likidite tutarı ise 4.4 milyar TL’ye çıkarken, net fonlamanın 308.6 milyar TL’ye yükseldiği izlendi. Gecelik repo faiz ortalaması ise %17.34 ile düne göre gerilerken, TCMB’nin politika faizinin üzerinde oluştu. Öte yandan, TCMB taraflı döviz karşılığı TL swap piyasasında haftalık vadede 335mn dolar işlem geçti. Ayrıca, bir ay vadeli swap ihalesi ile 1 milyar dolar karşılığı TL likidite %16.9 faizle sağlandı. Böylece, FX swap stoku 30.3 milyar dolar oldu. Altın karşılığı TL swap piyasasında ise 3254kg’lık işlem geçti. Açık pozisyon tutarı 5.2 milyar dolar oldu. Merkez Bankası verisinde ise, BIST nezdinde dün 625mn dolar işlem geçerken swap stokunun 4.9 milyar dolara çıktığı gözlendi. Gün sonu toplam açık pozisyon ise 40.4 milyar dolara çıktı. TCMB’nin haftalık açıkladığı URDL verisinde ise Merkez Bankaları dahil tüm swap toplamının 19 Şubat itibarı ile 57.5 milyar dolara gerilediği izlendi. Bu ise yılbaşına göre yaklaşık 4.5 milyar dolar düşüşe işaret ediyor. Ocak ayı dış ticareti açıklanıyorBugün 10:00’da TÜİK Ocak ayı dış ticaret verilerini açıklayacak. Bu verinin öncüsü olan, Gümrük Bakanlığı GTS bazlı geçici gümrük verilerine göre, Aralık ayında ihracat %2.5 artışla 15,0 milyar dolar ve ithalat ise %5.6 azalışla 18,1 milyar dolar olurken, dış ticaret açığı ise %32.0 azalışla 3,1 milyar dolar düzeyinde gerçekleşmişti. Geçen yılın aynı ayında 4,5 milyar dolar açık verilmişti. Ocak sonundaki swap değeriBugün 10:00’da TCMB tarafından Ocak ayı Uluslararası Rezerv ve Döviz Likiditesi raporu açıklanacak. Söz konusu raporda Bankanın swap yükümlülüklerine ilişkin veriler de yer aldığından yakından takip ediliyor. Ancak bu verilerin günlük ve haftalık bazda ayrıntılı açıklanması ile birlikte aylık duyurunun önemi azalmış durumda. Bir önceki raporda, Merkez Bankası rezervleri içindeki swap stokunu Aralık sonu için 61,9 milyar dolar olarak açıklamıştı. Haftalık veriden gördüğümüz kadarı ile bu değerin Ocak sonunda 59,3 milyar dolara gerilediğini düşünmekteyiz.ABD’de Fed’in favori enflasyon göstergesi açıklanıyorDün, ABD’de dayanıklı tüketim malı siparişleri %3.4 ve ulaştırma hariç siparişler %1.4 artış ile beklentiden güçlü açıklandı. Son çeyrek büyüme ikinci tahmini çeyrekten çeyreğe yıllıklandırılmış %4.1 açıklanırken, haftalık işsizlik maaşı başvuruları 730 bin ile beklentiden fazla geriledi, kontrat aşamasındaki konut satışları ise aylık %2.8 düşüş gösterdi. Bugün ise, ABD’de Fed’in favori enflasyon göstergesi çekirdek PCE’nin yıllık artışının %1.4’e yavaşlaması bekleniyor. Ayrıca, öncü imalat göstergesi Chicago PMI endeksinin 61.0’e gerilemesi ve Michigan Tüketici Güven endeksinin 76.4’e yükselmesi bekleniyor.

Kaynak: Haluk BÜRÜMCEKÇİ

Haber: Yeliz KÖKSAL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

TÜM HAKLARI www.Gebzemedyasi.com'a aittir. | Newsphere by AF themes.