Son dakika ve doğru haberin adresi.

Bürümcekçi’nin Not Defterinden

18 min read
23 Şubat 2021

ÖZET

– İstanbul’da 100 bin kişiye düşen haftalık vaka sayısı 68.23 ile önceki döneme göre yükseldi.

– Analiz: Merkez’in toplam rezervleri ve net rezervleri geçen hafta 1.6 ve 1.2 milyar dolar ile belirgin geriledi.

– Bir defalık gelirler hariç faiz dışı denge 3,5 milyar TL açık ile geçen yıla göre iyileşme gösterdi.

– Hazine Ocak ayında 31,9 milyar TL net borçlanma ile yıllık limitin %13’üne ulaştı.

– İmalat sanayi öncü göstergeleri Şubat ayında kapasite kullanımı ve güven endekslerinde kaydadeğer bir değişim olmadığını yansıttı.

– Hizmet sektörü güven endeksi 100.4 seviyesine ve inşaat sektörü güven endeksi 83.1 seviyesine inerken, perakende ticaret sektörü güven endeksi 108.9 düzeyine yükseldi.

– Ocak ayında yabancı ziyaretçi sayısı 510 bin kişi ile geçen yılın aynı ayına göre %71.5 azalış kaydetti.

– Hazine bugünkü ihaleler öncesi Şubat borçlanma hedefini aştı.

– Bugün Fed Başkanı Powell’ın 18:00’de Senato’da sunumu olacak.

İstanbul’da haftalık vaka sayıları önceki döneme göre yükseldi

Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, son 24 saatte Kovid-19 yeni vaka sayısı 8 bin 104, hasta sayısı 623, ölüm sayısı 78, toplam vaka sayısı 2 milyon 646 bin, toplam can kaybı 28 bin 138 kişi oldu. Yeni vaka sayısı, yeni hasta sayısı ve ölüm sayısı düne göre yükseldi. Buna ek olarak, yeni vaka sayısının ölümler açısından öncü gösterge olduğu düşünüldüğünde son 14 günlük ortalamasının 7 bin 641 ile yükselmesi olumsuz bir gelişme oldu. Öte yandan, hasta başına ölüm sayısı %4.1 ile değişmezken, yapılan test sayısının belirgin artmasına paralel test başına hasta sayısı %0.5 ile geriledi. Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı hastalarda zatüre oranı %4.2 ile yükselirken, ağır hasta sayısı 1189 ile artış gösterdi. 

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vaka sayısı dünya genelinde ise dün 112 milyon 215 bini aştı. En çok vaka görülen ülke 28 milyon 808 bin ile ABD olurken, onu 11 milyon 15 bin ile Hindistan, 10 milyon 195 bin ile Brezilya, 4 milyon 177 bin ile Rusya, 4 milyon 126 bin ile İngiltere ve 3 milyon 609 bin ile Fransa izledi. Salgın nedeniyle de dünya genelinde 2 milyon 483 bin kişi hayatını kaybetmiş durumda. Böylece, Türkiye yeni vaka sayısında dünyada onuncu sıraya çıkarken, toplam vaka sayısında dokuzuncu sırayı ve ölüm sayısında ise onsekizinci sırayı korudu. Aşılamada ise 7 milyon 76 bin doz geçildi, bunun 1 milyon 130 binlik kısmını ise ikinci doz uygulaması oluşturdu. Öte yandan, illere göre 100 bin nüfüsa düşen haftalık vaka sayıları da güncellendi. İstanbul’da önceki hafta 60.19 olan bu sayı 68.23’e yükselirken, Ankara ve İzmir’de bu değerler 35.39 ve 42.67 ile öncekine göre fazla değişmedi. 

Muhalefetin turnusol testi

İktidar cephesi, HDP’li milletvekilleri hakkındaki “dokunulmazlık fezlekelerinin” bir an önce TBMM Karma Komisyonu’na gelmesi gerektiğinin altını çizerken, muhalefetin bu fezlekeler ile ilgili kullanacağı oyların da “tarafları belli edeceği” söylemini kullanıyor. İYİ Parti kanadının, “dokunulmazlıkların kaldırılması görüşünde olduğuna” dikkat çekilirken daha önce parti içinde “Anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz” sözleri çok tartışılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ise bu kez “milletvekili dokunulmazlıklarıyla ilgili ilkesel bir tutum sergilemekten yana tavır alacağına” işaret ediliyor. HDP’li milletvekilleri hakkında bugüne değin 914 fezleke Meclis’te bulunurken, Ankara Cumhuriyet Başsavcığı da 9 HDP’li vekil hakkında harekete geçerek yeni “Kobani fezlekelerini”, Adalet Bakanlığı’na gönderdi. Cumhuriyet’in kulis haberine göre, Meclis’teki Anayasa ve Adalet komisyonlarından oluşan Karma Komisyon’un, HDP’li milletvekillerinin haklarında düzenlenen toplam 923 fezlekeyi gündeme alması bekleniyor. Ancak bu fezlekeler ile ilgili gerek Karma Komisyon aşamasında gerekse TBMM Genel Kurul aşamasında, muhalefetin takınacağı tutumun “bir tür turnusol kâğıdı işlevi göreceği” söylemlerine ağırlık veriliyor. İktidar kanadının, CHP’nin tavrına yönelik bir strateji belirleyeceği, dokunulmazlıklarla ilgili tavrın “muhalefet açısından HDP ile ilgili ‘Gizli ortak mı değil mi görülecek” görüşünde birleşen iktidar cephesi, muhalefetin karşısına da “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerin hiçbiri devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz” kozuyla çıkacak. Ayrıca iktidarın, muhalefete dokunulmazlıklarla ilgili, “yasama dokunulmazlığı ile hak ve özgürlüklerin kötüye kullanılmasının anayasanın 14, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin de 17. maddesine göre aykırı olacağı anımsatmasını yapacağı” belirtiliyor. Ancak CHP’de dokunulmazlıklarla ilgili son noktada karar verecek mekanizmanın da parti meclisi ve merkez yönetim kurulu olacağına işaret ediliyor.

Merkez’in toplam rezervleri ve net rezervleri geçen hafta belirgin geriledi

Merkez Bankası’nın haftalık döviz rezerv değişimleri verisine göre, bir önceki (12 Şubat) haftada toplam rezervlerinde 97mn dolarlık artış kaydedildiği görülüyordu. Altın rezervlerinde 743mn dolar artışa karşılık brüt döviz rezervlerinde 646mn dolar azalış gözlenmişti. Sonuç olarak, brüt döviz rezervi 53.7 milyar dolara gerilerken, toplam rezervler 95.6 milyar dolara yükselmiş, net uluslararası rezervler (NUR) ise 642mn dolar azalışla 13.4 milyar dolara inmişti. Söz konusu haftada, TCMB’nin uzun vadeli ihaleler ve haftalık işlemlerle gerçekleştirdiği FX ve altın swap işlemleri (BIST dahil) stoku 40.2 milyar dolar ile önceki haftaya göre 1.0 milyar dolar gerilemişti. Bankalar döviz mevduatı değişimleri NUR kalemini etkilemezken, Hazine döviz mevduatındaki değişimler, swap işlemleri ve TCMB’nin TL karşılığı döviz alım-satım işlemleri NUR seviyesini değiştirmekte. Dolayısı ile, bildiğimiz gelişmelerin rezervler ve net rezervlerdeki artışı büyük ölçüde açıkladığını söyleyebilirim. Geçen haftanın (19 Şubat) rezerv gelişmeleri ise Perşembe günü açıklanacak. Ancak, elimizde aynı haftanın analitik bilançosu bulunuyor. 

Bilindiği gibi, dış varlıklar ile toplam döviz rezervleri birbiriyle yakın ilişkili, bu nedenle söz konusu haftada toplam rezervlerin (altın dahil) 1.6 milyar dolar azalışla 94.0 milyar dolar seviyesine inmesini bekliyorum. Yukarıda bahsettiğim gibi, Net Uluslararası Rezervler açısından yükümlülükler tarafında bankalar döviz mevduatı değişimi önemli oluyor. Burada ise 0.3 milyar dolar azalış gözlenmekte. Ayrıca, kamu döviz mevduatı iç yükümlülük olarak takip edildiğinden, dış varlıkları artırmasına rağmen dış yükümlülükleri değiştirmeyerek NUR seviyesinin net döviz pozisyonundan yüksek olmasını sağlıyor. Burada ise 0.1 milyar dolar düşüş gözleniyor. Dolayısı ile, NUR büyüklüğü 1.2 milyar dolar azalışla 12.2 milyar dolar seviyesine inecektir. 

Söz konusu haftada, TCMB’nin uzun vadeli ihaleler ve haftalık işlemlerle gerçekleştirdiği FX ve altın swap işlemleri (BIST dahil) stoku 39.9 milyar dolar ile önceki haftaya göre 0.3 milyar dolar gerilemişti. Bankalar döviz mevduatı değişimleri NUR kalemini etkilemezken, Hazine döviz mevduatındaki değişimler, swap işlemleri ve TCMB’nin TL karşılığı döviz alım-satım işlemleri NUR seviyesini değiştirmekte. Dolayısı ile, rezervler ve net rezervlerdeki azalışın swap azalışından daha büyük olmasının nedeninin TCMB’nin altın rezervinin dolar karşılığının ons fiyatlarındaki %2.2 düşüş kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Öte yandan, Bankanın net döviz pozisyonunun (Dış Varlıklar – Toplam Döviz Yükümlülükleri) geçen hafta da 0.8 milyar daha düşüşle -1.4 milyar dolar ile 2003 yılı Haziran ayından beri en düşük noktasına gerilediği de görülmekte. 

Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti İzmir 7. Olağan İl Kongresi’ndeki konuşmasında döviz rezervlerine dair aşağıdaki açıklamayı yaptı; “Göreve geldiğimizde 27,5 milyar dolar döviz rezervi vardı. Şimdi, 95 milyar dolar döviz rezervimiz var. Başbakanlığım döneminde bu döviz rezervi 132 milyar dolara kadar çıktı. Ondan sonra bir düşüşle 95’e indik. Biz yine 132’ye de 200’e de çıkarız. Çünkü biz bu işi biliyoruz. Kafası karışmış olabilecek vatandaşlarımız için döviz rezervi konusuna açıklık getirmek istiyorum. Salgınla birlikte uluslararası alanda ortaya çıkan finansal dalgalanmalara karşı tedbir geliştirmesi gerekiyordu. Planlı ve kontrollü döviz işlemleri yapıldı. Bu işlemlerin tamamı piyasa kuralları çerçevesindedir ve hukuka uygundur. Ne dövizin buharlaşması ne haksız kazanç söz konusudur. Bu döviz işlemleri sayesinde ülkemiz uluslararası alanda, hedeflerine bağlı kalmayı başardı.” 

Bu açıklama geçen yıl piyasanın en önemli gündemi olan döviz rezervi konusunun siyaset gündeminde de çok öne çıkmaya başladığını yansıtırken, 2019 yılı Mart ayından başlayarak TCMB rezervlerinin ilgili süreçte hangi kanallardan azaldığını tamamen kamuya açık kaynaklardan ortaya koymaya çalışan biri olarak bu konuda bana da söz düştüğünü düşünmekteyim. Bu verileri her ay yayınlarken, zaten hiçbir şekilde döviz rezervinin buharlaştığını söylemedim, yapılan satışlar şeffaf yöntemle gerçekleşmediğinden ve kamuoyuna açıklanmadığından bunların boyutu konusunda yön göstermeye çalıştım. Rezervler temel ve doğal olarak, büyük ölçüde cari açık finansmanı kapsamında (artan dış ticaret ve hizmet dengesi açıkları, yabancı yatırımcı portföy-swap çıkışları ve yerleşiklerin portföylerinde artan döviz-altın tercihi) kullanıldı ve son merci olarak TCMB rezervlerinin belirgin azalmasını getirdi. Büyük ölçüde dememin nedeni ise, satışların yaklaşık dörtte birinin 2019 yılında pandemi koşullarının olmadığı durumda gözlenmesiydi. Döviz satışlarına yönelinmesinde en büyük etken ise, cari açık finansmanında sorun yaşanan dönemde bu şoku dengelemek için faiz silahının kullanılmaması hatta tam tersine düşürülmeye çalışılması ve bankalar kredi hacminin aşırı artışı getirecek şekilde regülasyonlarla zorlanmasıydı. Nitekim, bu politikalar dengesizlikleri körüklerken TL’de ciddi değer kaybına yol açtı, durumun düzelme yoluna girmesi ise ancak 6 Kasım’dan beri söz konusu politikaların geriye çevrilmesi yolu ile sağlanabildi. Konunun siyasi gündemde öne çıkması, kredibilitesini düzeltmeye çalışan TCMB’yi de önümüzdeki günlerde zorlayabilir, bu konu hakkında açıklamalarda bulunmasına yol açabilir.

Bir defalık gelirler hariç faiz dışı dengede iyileşme gözlendi

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın geçen hafta açıkladığı 2021 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi gerçekleşmelerine göre, Ocak’ta bütçe 24,2 milyar TL açık verirken, son 12 aylık açık ise 218,9 milyar TL’ye yükselmişti. Ocak gerçekleşmesi ile son oniki aylık bütçe açığının milli gelire (YEP’teki %5.8 büyüme tahmini ile) oranı %4.4 olurken, faiz dışı dengenin ise %1.5 oranında açık verdiği hesaplanmaktaydı. Ocak ayında eski vergi yeniden yapılandırmaları (6736, 7020 ve 7143 sayılı) kapsamında bütçeye ilave gelir yazılmazken, yeni vergi yapılandırması kapsamında da henüz gelir kaydedilmemişti. Ocak’ta özelleştirme geliri de yazılmamıştı. Bilindiği gibi, imar barışı, bedelli askerlik geliri ve faiz gelirleri bir defaya mahsus gelir sayıldığından IMF tanımlı denge hesaplarında dikkate alınmıyor. Bir defaya mahsus gelirleri dışlayan gerçek bütçe eğilimi ise, program (IMF) tanımlı faiz dışı denge gerçekleşmesinden izlenebilmektedir. Dün Hazine tarafından açıklanan program tanımlı veriler, Ocak ayında 3,5 milyar TL civarında faiz dışı açık verildiğini, bunun geçen yılın 11,3 milyar TL’lik açığının belirgin altında olması ile son 12 aylık faiz dışı açığın 120 milyar TL’ye (GSYH’ya oranla %2.4) seviyesine gerilediğini yansıtmaktadır. Bir defalık gelirler hariç toplam bütçe dengesi ise 25,5 milyar TL açık verirken, son 12 aylık açık 263,1 milyar TL (GSYH’ya oranı %5.4) ile önceki aya göre hafif yükseldi. 

YEP’te 2021 yılında bütçe açığının 245,0 milyar TL yani GSYH’ya oranla %4.3 seviyesinde olmasının beklendiği açıklanmıştı. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan DEİK toplantısında yaptığı konuşmada 2021’de bütçe açığını milli gelire oranla %3.5 olarak sağlamayı hedeflediklerini açıklamıştı. Bu ise program milli gelir hedefleri ile 197,5 milyar TL açık olarak tahminin revize edildiğini gösteriyor. Öte yandan, Ekim ayında revize edilen YEP’te program tanımlı faiz dışı dengenin 2021 yılında 123,9 milyar TL (GSYH’ya oranla %2.2) açık vermesi öngörülmüştü. Bunda bir revizyon olup olmadığı ise bilinmiyor, ancak bir defaya mahsus gelirler dışındaki gelirlerde veya faiz dışı harcamalarda önceki tahmine göre bir iyileşme öngörülüyorsa, bu durum program tanımlı tahminlere de yansıyacaktır. 

Hazine bu yıla da yüksek net borçlanma ile başladı

Hazine’nin Ocak ayı Genel Bütçe finansmanı verileri, söz konusu ayda 31,9 milyar TL net borçlanma  gerçekleştiğini, bunun ise 25,3 milyar TL net dış borçlanmaya karşılık 6,6 milyar TL net iç borçlanma yapılmasından kaynaklandığını gösterdi. Ocak’ta nakit dengenin 21,2 milyar TL açık vermesine karşılık daha yüksek net borçlanma yapılmasıyla Hazine’nin kasa imkanında 10,6 milyar TL civarı artış olduğu da görülmekte. Hazine’nin TCMB nezdindeki TL ve döviz mevduatı toplamı Ocak sonunda önceki ay sonu değeri olan 128,5 milyar TL’den 149,5 milyar TL’ye yükselmişti. Bu sonuçlarla, yılın ilk ayında bütçe borçlanma limitinin %13’ü kullanılmış oldu. 

Bilindiği gibi, 2021 yılı net borçlanma limiti (yeni borçlanma – anapara geri ödemesi) genel bütçe gelirleri olan 1 trilyon 82 milyar TL ve harcama ödenekleri olan 1 trilyon 328 milyar TL arasındaki fark kadar net borçlanma (yeni borçlanma – anapara geri ödemesi) Hazine tarafından yapılabilecek. Bu ise, tavanın bu yıl 246.0 milyar TL olarak belirlendiğini göstermişti. Ancak, Ekonomiden sorumlu Bakan ve Cumhurbaşkanı’nın yetkileri kullanılarak bu limit %10 yükseltilerek 270 milyar TL’ye çıkarılabiliyor.

İmalat sektörü ilk çeyrek ortasında ivmesini büyük ölçüde koruyor

Merkez Bankası’nın açıkladığı imalat sanayi öncü göstergeleri Şubat ayında kapasite kullanımı ve güven endekslerinde kaydadeğer bir değişim olmadığını yansıttı. İmalat Sanayi Kapasite Kullanımı (KKO) manşet veride %74.9 ile önceki aya göre 0.5 puan gerilerken, arındırılmış veride ise %75.5 ile 0.1 puan azalış kaydetti. Gelinen seviyeler geçen yılın ve aynı ay tarihsel ortalamalarının altında kalmaya devam etti. Buna karşılık Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) manşet veride 109.3 ile önceki aya göre 2.3 puan artarken, arındırılmış veride ise 108.7 ile 0.3 puan geriledi. Bu değer son üç ayın en düşük seviyesi olsa da, 2018’den bu yana olan dönemde görülen en yüksek değerlerden biri durumunda. Benzer bir öncü gösterge olan Türkiye PMI imalat endeksi Ocak ayında 54.4 seviyesine yükselmişti. Şubat ayı RKGE gerçekleşmesi PMI endeksinin kritik eşik olan 50 seviyesinin üzerinde kaldığını düşündürüyor. Kısacası, imalat öncü göstergeleri yeni yılın ikinci ayında da  önceki dönemde yakalanan ivmenin büyük ölçüde korunduğunu yansıttı. 

Kapasite kullanımındaki son dönem artışlarla beraber kritik eşik olarak görülen %75 seviyesinin üzerinde kalınmasının özel yatırımlar açısından olumlu etkide bulunduğu söylenebilir. Geçen yıl üçüncü çeyrekte ise ticari kredi faizlerindeki düşüşün de yardımıyla makine-teçhizat yatırımları yıllık %23.5 artış kaydetmişti. Son çeyrekte de kapasite kullanım oranındaki yükselişin korunması, sabit sermaye yatırım harcaması eğiliminin yükselmesi ile sermaye malı ithalatının ve üretiminin yıllık bazda yüksek artışlarını sürdürmesi özel yatırımların gücünü koruduğuna işaret ediyordu. Yılın ilk ayları verileri de, bu eğilimin büyük ölçüde korunduğuna işaret ediyor. Nitekim, “sabit sermaye yatırım harcaması” endeksi Şubat ayında 116.2’ye yükselerek, Mart 2018’den beri en yüksek seviyesine çıkarken ilk çeyrekte özel yatırımlar açısından olumlu sinyal vermeye devam ediyor. 

Bu yıla ait ilk veriler, geçen yıl ortasında hızlı kredi artışı ve karantinaların kaldırılması ile beraber ekonomik aktivitede yakalanan ivmenin bu yıl ilk çeyrekte de büyük ölçüde korunduğunu gösteriyor. Bankacılık kredi hacmi trend büyüme hızı geçmiş yıllar ortalamalarının altına inmiş olsa da, öncü göstergeler ekonomik aktivite ve iç talepte bir yavaşlamanın gözlenmediğini ve bu bağlamda 2020 yılı geneli için milli gelir büyüme gerçekleşmesinin %2.0-2.5 aralığında oluşmasını daha olası göstermektedir. Buna karşılık, Merkez Bankası’nın para politikasında belirgin sıkılaşmaya gitmesi ve bunun kredi faizlerine de yansımaya başlaması, ivme kaybının 2021 büyümesi üzerinde daha fazla etkili olabileceğini düşündürmekte. Buna karşılık, gerek sanayi üretimi endeksinde gerekse milli gelir serisinde gelinen tarihi yüksek seviyeler, bu yıl bir ivme kaybı olsa bile mekanik olarak karşılaştırmanın yapılacağı 2020 yılı aynı dönemlerine göre büyümenin yine belli ölçüde gücünü koruyacağını gösteriyor. Bu doğrultuda, küresel ve yurtiçi ekonomik aktivite üzerinde pandemi kaynaklı yeni bir şok gözlenmediği durumda, 2021 yılı milli gelir büyüme oranının en az %4.0 civarında olabileceğini, bu tahmin üzerindeki risklerin belirgin yukarı yönlü olduğunu düşünüyoruz.                                                                                                                                                                                                                                                      

İmalat dışı sektörlerde kaydadeğer bir görünüm değişikliği gözlenmiyor

TÜİK tarafından açıklanan imalat dışı sektörlerin Şubat ayı güven endeksleri karışık bir görünüm sergiledi. Mevsim etkilerinden arındırılmış hizmet sektörü güven endeksi %1.4 azalışla 100.4 seviyesine ve inşaat sektörü güven endeksi %1.3 azalışla 83.1 seviyesine inerken, perakende ticaret sektörü güven endeksi %0.4 artışla 108.9 düzeyinde gerçekleşti. Hatırlanacağı gibi, TÜİK söz konusu endekslerde önceki ay revizyon yapmış, hesaplamalarda girişim cirosu ve sektörlerin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) katma değer ağırlıkları kullanılmaya başlanmıştı. 

İnşaat sektörü güveni geçen yıl Temmuz ayında Ağustos 2017’den beri en yüksek seviyesini görmüştü, kredi faizlerinin yüksek kalması ile güç kaybı devam ediyor. Perakende güveni önceki iki aydaki düşüşü ile Mayıs 2020’den beri en zayıf değerine gerilemişti, burada sınırlı toparlanma gözleniyor. Hizmet endeksi ise toparlanmada diğerlerinin gerisinde kalmayı sürdürüyor. Geçen yıl Nisan ayında pandemi nedeniyle tüm sektörlerde 2011’den beri yayınlanan endekslerin en düşük seviyeleri görülmüştü. Diğer ülkelere benzer şekilde en sert güven kaybının gözlendiği hizmet sektöründe üçüncü çeyrekten itibaren gözlenen toparlanmanın yetersiz kaldığı izlenmişti, lokanta ve kafelerin kapatılması ile yeni bir zayıflama dalgası izlenirken sektör bunu henüz atlatamış görünüyor, alt endekslerden son üç aylık dönemde iş durumu ve gelecek üç aylık dönemde hizmetlere olan talep beklentisi azalışlar kaydetmiş. Perakende ticaret ise gıda market alışverişleri nedeniyle daha sınırlı zayıflamıştı, dolayısı ile toparlanma da sınırlı kalmaya devam ediyor. İnşaat sektöründe ise konut kredisi kampanyalarının sona ermesi ve kredi faizlerinin yükselmesi ile güç kaybı devam ederken, endeks uzun vadeli ortalamasının da belirgin altına inmiş durumda. Sonuç olarak, öncü göstergeler imalat dışı sektörlerde aktivitenin yeni yılın ikinci ayında da geçen yılın sonuna benzer bir görünümü koruduğunu düşündürdü. 

Turist sayısı bu yıla da düşüşle başladı

Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, Ocak ayında yabancı ziyaretçi sayısı 510 bin kişi ile geçen yılın aynı ayına göre %71.5 azalış kaydetti. Geçen yıl aynı ayda 1 milyon 787 bin ziyaretçi kaydedilmişti. Son 12 ay birikimli turist sayısı da 11.5 milyon kişi ile tarihi zirvesinden (45.4 milyon kişi) uzaklaşmaya devam etti. Türkiye’ye en fazla turist gönderen Avrupa ülkelerinden gelen turist sayısında Almanya’dan gelenlerde %77.8, İngiltere’den gelenlerde %91.4 ve Hollanda’dan gelenlerde ise %66.8 azalış gözlendi. Ocak ayında en fazla turist gönderen ülkenin Rusya olduğu gözlendi. Türkiye’ye giriş yapan Rus turist sayısı 89 bin kişi ile geçen yıl aynı döneme oranla %31.5 azalış gösterdi. 2019 yılında toplam turist sayısı 45.1 milyon kişi ile yeni rekoruna ulaşırken, turizm gelirinin ise 34.5 milyar dolara ulaştığı TÜİK tarafından açıklanmıştı. 2020 yılında ise turist sayısı 12.7 milyon kişi ile geçen yıla göre %71.7 gerilerken, toplam turizm gelirinin %65.1 azalışla 12.1 milyar dolara indiği açıklanmıştı. 

Beyaz eşya talebi devam ediyor, üretim artışı gücünü koruyor

TÜRKBESD Ocak’ta beyaz eşya iç pazar satışlarının yıllık yüzde 59 artışla 664 bine yükseldiğini açıkladı. Ocak ayı beyaz eşya üretimi ise yıllık yüzde 38 artışla 2.7 milyon adet oldu. 

Şubat borçlanma hedefi şimdiden aşıldı

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın dün düzenlediği 3 yıl vadeli TLREF’e endeksli devlet tahvili ihalesinde net 2 milyar 300,9 milyon TL satış yapıldı. İhaleler öncesinde piyasa yapıcılarına yapılan 600 milyon TL net rot satışlarla birlikte Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bugünkü toplam satış tutarı 2 milyar 900,9 milyon TL ‘ye ulaştı. İhalede; nominal teklif 3 milyar 458 milyon, dönemsel faiz yüzde 4,31 oldu. Altın cinsi doğrudan satışların ise 21.127 kilogram altın karşılığı Altın Tahvili ve 28.095 kilogram altın karşılığı Altına Dayalı Kira Sertifikası olduğu açıklandı. Satışın TL karşılığı 19,5 milyar TL (2.8 milyar dolar) hesaplanıyor. Hazine bugün iki ihale (14 ay vadeli kuponsuz DT ve 6 yıl vadeli TÜFE’ye endeksli DT) daha düzenleyecek. Bunlar öncesi toplam borçlanma 48,9 milyar TL’ye ulaşmış durumda. Hazine’nin açıkladığı üç aylık iç borçlanma stratejisine göre, Şubat’ta 44,3 milyar TL’si piyasadan olmak üzere toplam 45,4 milyar TL iç borçlanma öngörülürken, karşılığında 45,0 milyar TL’lik itfa yapılacak. 

Toplam fonlama Eylül’den beri en yüksek seviyesinde

Merkez Bankası’nın toplam APİ fonlaması 307.0 milyar TL’ye yükselirken, bir haftalık repo (%17.0) ihalesi ile 74 milyar TL sağlandı. Böylece, ortalama fonlama maliyeti %17.0 gerçekleşti. Bu arada, TCMB’nin %15.50 kotasyonu ile çektiği likidite tutarı ise 4.5 milyar TL’ye inerken, net fonlamanın 302.5 milyar TL’ye yükseldiği izlendi. Gecelik repo faiz ortalaması ise %16.82 ile düne göre yükselirken, TCMB’nin politika faizinin altında oluştu. 

Öte yandan, TCMB taraflı döviz karşılığı TL swap piyasasında haftalık vadede 100mn dolar işlem geçti. Ayrıca, üç ay vadeli swap ihalesi ile 1 milyar dolar karşılığı TL likidite %16.95 faizle sağlandı. Böylece, FX swap stoku 30.1 milyar dolar oldu. Altın karşılığı TL swap piyasasında ise 12802kg’lık işlem geçti. Açık pozisyon tutarı 5.4 milyar dolar oldu. Merkez Bankası verisinde ise, BIST nezdinde dün 350mn dolar işlem geçerken swap stokunun 4.3 milyar dolara indiği gözlendi. Gün sonu toplam açık pozisyon ise 39.8 milyar dolara geriledi.

Powell’ın ABD Senatosu sunumu bugün

Dün, Almanya’da öncü imalat göstergesi IFO endeksi Şubat ayında 92.4 ile beklentiden fazla yükseldi. 

Bugün ise, Euro Bölgesi enflasyon göstergesi HICP endeksinin Ocak ayında aylık %0.2 ve yıllık %0.9 artış göstermesi bekleniyor. ABD’de ise Conference Board Tüketici Güven Endeksi’nin 89.7 seviyesine çıkacağı öngörülüyor. Bugün ayrıca, Fed Başkanı Powell’ın 18:00’de Senato’da sunumu olacak.

Kaynak: Haluk BÜRÜMCEKÇİ
Haber: Yeliz KÖKSAL

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

TÜM HAKLARI www.Gebzemedyasi.com'a aittir. | Newsphere by AF themes.